| | Üretsiz Blog oluştur

iletişim nedir?

İletişim
Duygu ve düşüncelerin söz, yazı ya da daha değişik yollarla başkalarına aktarılmasıdır. Diğer bir ifadeyle anlaşılabilir mesajların alınması ve yollanması sanatıdır.

İletişim sürecinin aşamaları şunlardır:

• Gönderici
• Mesajın İletilmesi (Kanal)
• ALICI
• Anlama
• Gürültü(Engel)
• Geri Bildirim

Şimdi bunları daha yakından tanıyalım:

A ) Gönderici:
Bir fikrini, düşüncesini, gereksinimlerini iletmek isteyen kişi, kurum,
kurumlar veya kişilerdir.
a ) Dil: Bir grup insan tarafından anlamları genel kabul görmüş kelimeler kullanıldığında bu grupta ortak bir dil oluşmaktadır.
b ) Resimler: Sözlü iletişimde yardımcı olmak ve onu açıklamak için kullanılır.

c ) Eylem ( Sözsüz İletişim):Yapılan hareketlerin (jest, mimik) karşındakiler tarafından yorumlanması sonucunda oluşan iletişimdir.

B ) KANAL:
Gönderici ile alıcı arasındaki bağdır. Beş duyu organı gibi fiziksel, telefon, telsiz gibi mekanik kanallardan oluşur.

C ) ALICI:
Gönderilen mesajı kullanabilir hale getiren kişi, kurum veya kişilerdir.

E ) GÜRÜLTÜ:
Tüm iletişim sürecini saran ve mesajın doğruluğunu ve güvenilirliğini azaltan her şey iletişimde gürültü veya engel olarak anılır.

D ) GERİ BİLDİRİM:
Alıcı mesajın kodlarını çözdükten sonra veya yorumladıktan sonra bir gönderici durumuna dönüşür. Geri bildirim, göndericinin kendi mesajının alınıp alınmadığını ve doğru bir şekilde yorumlanıp yorumlanmadığını öğrenmesini sağlar. Olumlu veya olumsuz olabilir.

Ör:
Ali : Mustafa yarın saat 10:00’da okulda buluşalım.
Mustafa : Tamam Ali yarın buluşuruz.
Ali : Yarın saat 10:00’da buluşacağız değil mi? (geri bildirim almak için)
Mustafa : Evet, yarın saat 10:00’da okulda buluşacağız. (geribildirim)
Geribildirim iletişimin sağlıklı olmasını sağlar.

iletişim önemlidir

İLETİŞİM ÖNEMLİDİR

“Yaşlandıkça insanların söylediklerine daha az önem veriyorum, sadece yaptıklarını izliyorum.” Andrew Camegie

İLETİŞİM; duygu düşünce ve bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılmasıdır. Bu sürecin amacı 'anlaşılmaktır' Doğru bir şekilde anlaşılmak istiyorsanız ....;

1. Başlangıç çok önemlidir. İlk karşılaşılan kişilerle iletişimlerin ilk dakikasına büyük önem verilmelidir. İlk izlenim tekrarlanamaz. Değişmesi zor izler bırakır. Tanıdığımız kişilerle kurduğumuz ilişkilerde atılan ilk adım, alınan tavır çok önemlidir.

2. İletişim bir bilgi alışverişi değildir. Verilen duygu ve davranışın oluşturduğu farklı bir bütündür. İletişimin duygu boyutu çok önem taşır.

3. İletişim kişiye değil kişiyle yapılır. Paylaşım ve karşılıklı iletişimi gerektirir.

4. İletişim sözlü ve sözsüz olarak iletişim işaretleriyle bir bütündür. İletişim sözel olmayan öğeleri beden dili ve ses tonudur. Beden dili ve ses tonu kişinin tarzını, tavrını ve söylenenin algılanış biçimini belirler.

empati kurma

Empati

En genel tanımı ile Empati ,bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi olarak tanımlanmaktadır.
İletişim ise Toplum içinde yaşayan insanın kendisini ve çevresini daha iyi tanımasını ve başkaları ile uyumlu ilişkiler gerçekleştirmek için etkileşim kurabilme ve bu etkileşimi geliştirme becerisidir.
İnsan topluluğu ve davranışları ile ilgili her dalın iletişimle ilgilenmesi gerekmektedir. İletişimin gerçekleşmesinde Empati en temel eylem olmalıdır.
Bu bağlamda Empatik iletişimin gerçekleşmesinde ,karşımızdaki kişiyi işitmek yeterli olmaz. Onun söylediklerini anlamak,düşünmek,etkin bir dinleyici olmak gerekir. Onun duygularını yansıtma fırsatı vermek,kendini ifade etme ortamı oluşturulmasında Empatik iletişim gereklidir.
Empati kurmak için öncelikle karşımızdaki kişinin bizim gibi bir varlığı, bizden farklı değer yargıları ve inançları olduğunu bilmek ve bunu kabul etmek gerekir. Bu kabulden hareketle, etkileşimde bulunduğumuz kişinin haklı/haksız, iyi/kötü biçiminde yargılanmaması, sadece onun durumunun anlaşılabilmesi için çaba gösterilmesi gerekir

beden dili ve etlili dinleme

BEDEN DİLİ

Beden dili insanlık tarihi açısından en eski iletişim aracımızdır. Beden dili duygu ve düşüncelerimizin yansımasıdır.

İnsanların yüzyüze kurdukları ilişkide, kelimeler %10, ses tonu %30, beden dili %60 önem taşır.

• Beden Duruşu
• Mimikler
• Başın Kullanımı
• Oturmak İçin Seçilen Yer
• Giyim
• Bakım Ve Makyaj
• Jestler
• Göz Teması
• Ayakların Kullanımı
• Oturma Biçimi
• Mesafe
• Kullanılan Aksesuarlar

Beden Dilinin Öğeleri

Beden Duruşu
İlişkide olduğu kişiyi doğrudan karşısına alan ve dik bir beden duruşuna sahip bir kişi, mesajında güvenli bir özellik katmış olacaktır.

Doğrudan Göz İlişkisi
“Gözlerin konuştuğu dil her yerde aynıdır.” (Herber)
Bir kişiye konuşurken dikkat edilecek en önemli noktalardan biri, nereye baktığınızdır.
•Toplumdan topluma büyük farklılık gösteren konulardan birisi de “mahrem mesafe” konusudur.
•Mahrem mesafe, herkesin tipik olarak asansörde yaşadığı, tanımadığınız insanlarla yakın olduğunuzda rahatsızlık duyacağınız mesafedir.

Mesafe ve Bedensel Temas

Beceri sahibi olmak önemlidir, dahi olmak ise olağanüstüdür. Ancak hepsinden daha değerli olanı doğru ilişki kurmaktır.Bu konuda dikkat edilmesi gereken, jestleri konuşmadaki eksik kelimeleri tamamlayacak bir araç olarak kullanmamak, yabancı dile hakim olmayan birinin ifadesini elleriyle tamamlaması gibi bir duruma düşmemektir.

Jestler
“Bir kurum içerisinde insan ilişkilerinin olumlu olması, çalışanların bütün enerjilerini daha iyi yapmak yönünde kullanmaları sağlar.
Aksi takdirde enerji insan ilişkilerinden kaynaklanan sorunları aşmaya yönelir. Böyle bir ortamda yaratıcılıktan söz edilemez.” (J. Sculley )
Güvenli bir ifade, verilen mesajla uyum içindeki ifadedir.

Mimikler
İnsanlar arası ilişkilerde yaşanan en küçük gerginlik, kendini önce ses tonuyla ortaya koyar.
Büyük çoğunlukla gündelik ilişlilerde canlı, neşeli, enerjik bir ses tonu, insanlar üzerinde olumlu etki bırakır.

Ses Tonu, Şiddet ve Konuşmanın Akıcılığı
“Etrafımızdaki kişileri oldukları gibi değil, kendi olduğumuz gibi görürüz.” (A.Nin)
Hepimizin içinde bir çocuk, bir anne baba ve bir yetişkin benliği vardır.
Karşılaştığımız olaylara, zamana ve yere göre bu üç benlikten birini veya ikisini birarada kullanarak tepki veririz.

İletişim Analizi
“Kötümser yalnız tüneli görür, iyimser tünelin sonundaki ışığı görür, gerçekçi tünelle birlikte hem ışığı hem de gelecek treni görür .” (J. Harris)

1. Çevrenizdeki insanların hangi benliği kullandığını bulmayı deneyin.
2. Paralel iletişimler kurmaya çalışın, karşınızdaki kişi ile aynı benlik düzeyinde konuşun.

Daha İyi Bir İletişim Kurmak İçin;
3. Çapraz iletişimlerinizin farkında olun. Zaman zaman karşınızdaki kişi beklediğiniz tepkinin dışında bir tepki verebilir ve iletişim benlik düzeyleri farklılaşabilir.
Siz bunun farkında olursanız kendinizi değişen duruma göre ayarlayabilirsiniz.

Daha İyi Bir İletişim Kurmak İçin;
4. Örtülü iletişim ile veya aynı anda birden çok benlik halini içeren bir mesaj ile karşılaştığınızda uygun benlik düzeyini kullanabilmek için karşınızdaki kişinin beden dilinden yararlanabilirsiniz.

Daha İyi Bir İletişim Kurmak İçin;
Mesaj ve Davranışlar
1. İyi Değilim - İyisin,
2. İyi Değilim - İyi Değilsin
3. İyiyim - İyi Değilsin
4. İyiyim - İyisin

İletişim Analizi
•Çocukluk yaşantımızdan bugüne taşıdığımız başkalarına bağımlı, pasif yönlendirilen yapımızın günlük yaşantımıza yansımasıdır.
•Bu kişiler kendilerini önemsiz, güçsüz ve dışlanmış hissederler.

İyi Değilim - İyisin:
•Bu kişiler çevrelerindeki herkesi kendileri gibi görürler.
•Ümitsizdirler, hayat enerjilerini kaybetmişlerdir.

İyi Değilim - İyi Değilsin:
•Bu kişiler daha önceki kötü yaşantılarının etkisi altında davranışlar geliştirirler, çevrelerindeki bütün insanları kötü olarak değerlendirirler ve genellikle onları suçlar, eleştirir, aşağılarlar.

İyiyim - İyi Değilsin:
•İlk üç tutum geçmişten gelen alışkanlıkla bilinçsizce sergilenir ve duygulardan oluşur.
•“İyiyim - İyisin” tutumunu ise düşünce ve inançlar yönlendirir.
•İlk üç tutumu benimseyen “Neden?”diye sorarken bu tutumu benimseyenler “Neden olmasın?” yaklaşımı sergiler.

İyiyim - İyisin:
“Kötümser insanların karamsarlıklarının sebebi, kendi değersizliklerine olan sarsılmaz inançlarıdır.”


ETKİN İLETİŞİM VE DİNLEME

Sağlıklı ve etkin bir iletişimin iyi dinleyiciler ile kendi duygularını samimi ve dürüst ifade eden kişilere ihtiyacı vardır.

Sorun-Çözüm
•SORUN ONDA : Etkin dinleyici olmak,
•SORUN YOK :
•SORUN BENDE : Etkin konuşmak, ben mesajını vermek.

Sorun kimde!
(Durumdan Memnun Olmayan Kim?)
Durumun değişmesini isteyen karşımdaki kişi ise; etkin dinleyici olmak,
Durumun değişmesini isteyen ben isem; Etkin konuşmak, ben mesajını vermek.Sorun karşıdaki insanlardaysa uygulanacak yöntem;
•Dinlerim,
•Pasif olmayı kabul ederim,
•Danışman rolünü benimserim,
•Karşımdakine yardım etmek isterim,
•Karşımdakinin duygularını ifade etmesini sağlayarak rahatlatmak isterim,
•Öncelikle karşımdakinin ihtiyaçlarınla ilgilenirim.

Etkin Dinleme
•Söylenenlere ilgi gösterir.
•Gerçek sorunun ne olduğunu duyana kadar yargıda bulunmaz.
•Konuştuğu kişi ile göz teması kurar.
•Söylenenleri anlayıp anlamadığını kontrol eder.
•Sırasını bekler, anladığını düşündüğünün hemen üstüne atlamaz.

Etkin Dinleyicinin Özellikleri
•Daha önemlisi, etkin dinleme sonucu karşımızdaki kişinin yaşayacağı rahatlık, onun bizim vereceğimiz öneriye uyum gösterme ihtimalini arttırır.
•Bu nedenle sonucu artırmak için;

Etkin Dinleyicinin Özellikleri
•Karşımızdaki şikayetlerini veya onu huzursuz eden konuları söylerken onun yüzüne bakarak dinlemek,
•Uygun aralılarla başını sallamak, ve “anlıyorum”, “evet” gibi ilgiyi gösteren kısa geri bildirimlerde bulunmak.
•Daha uzun boşluklarla karşımızdaki kişinin söylediğinin tekrarlamak.

Etkin Dinleyicinin Özellikleri
•Kişiler yargılanmadıkları için başlangıçta söylemeyi düşündüklerinin daha fazlasını söyler,
•Kendileri ile ilgili temelde yatan esas sorunun farkına varabilir,
•Kendi sorunlarına çözüm bulabilir,
•Yaşanmış ve bitmiş bir olay ile ilgili olarak çözümsüzlüğü kabullenir,

Etkin Dinleme İle Kazanılan Özellikler
•“Anlaşıldım” duygusunu yaşar, karşısındaki kişiye olumlu duygular besler,
•Amaçları aşan bir şey söylediklerinde, bunu fark edip kendilerini düzeltebilir,
•Karşısındaki kişiyi dinlemeye ve anlamaya hazır duruma gelir.


YANLIŞ DİNLEME TÜRLERİ


1. Görünüşte Dinleme
2. Seçerek Dinleme
3. Saplantılı Dinleme
4. Savunucu Dinleme
5. Tuzak Kurucu Dinleme
6. Yüzeysel Dinleme

•En yaygın dinleme türüdür.
•Kişi dış görünüşüyle dinliyormuş gibi görünür, ancak;
•İç dünyası bambaşka bir yerdedir.

1.Görünüşte Dinleme
•Bu tür dinleyenler karşılarında konuşan kişinin söylediklerinden sadece kendilerini ilgilendirilen kısımları duyarlar,
•Diğer söylenenleri dinlemezler.

2. Seçerek Dinleme
•Daha çok duygusal yönden saplantılı kişilerin dinleme tarzıdır.

3. Saplantılı Dinleme
•Bu kişiler her söyleneni kendilerine yönelmiş bir saldırı sayarlar.
•Hemen karşı saldırıya veya savunmaya geçerler.

4. Savunucu Dinleme
•Bu kişiler seslerini hiç çıkarmadan dinleme eğilimindedirler.
•Çünkü dinlediklerinden yararlanarak karşılarındakini zor duruma düşürecek fırsatı ararlar.

5. Tuzak Kurucu Dinleme
•Bireyler kişinin kullandığı kelimelerin yüzeyinde kalırlar.
•Kelimelerin sözcük anlamlarında veya kendilerince olan anlamlarında gezinirler.

6. Yüzeysel Dinleme
1. Susun ;
•İyi bir dinleyici olmanın temeli “susma” yı becerebilmeye dayanır.

İyi Bir Dinleyici Olmak İçin Temel İlkeler
2. Konuşanı Rahatlatın;
•Karşınızdaki kişide konuşabileceği duygusunu uyandıran bir atmosfer yaratın.

İyi Bir Dinleyici Olmak İçin Temel İlkeler
3.Dinlemek İstediğinizi Gösterin;
İlgi duyduğunuzu gösterin.
Karşı çıkmak yerine anlamak için dinleyin.

İyi Bir Dinleyici Olmak İçin Temel İlkeler
4. Dikkat Dağıtıcı Öğeleri Uzaklaştırın;
Elinizde anahtarlık sallamak, kağıtları karıştırmak gibi dikkat dağıtıcı davranışlardan kaçının.

İyi Bir Dinleyici Olmak İçin Temel İlkeler
5. Karşınızdaki Kişiye Empati Gösterin;(Duygusunu anlayın ve kabul edin.)Kendinizi karşınızdakinin yerine koyun ve onun ne hissettiğini anlamaya çalışın.

İyi Bir Dinleyici Olmak İçin Temel İlkeler
6. Zaman Tanıyın;
Karşınızdakinin sözünü kesmeyin,Kendisini ifade etmesine imkan verin.

İyi Bir Dinleyici Olmak İçin Temel İlkeler
7. Öfke ve Olumsuz Duygularınızı Kontrol edin;
Kızgın bir insan çoğunlukla karşısındakini yanlış anlar ve kendini güç durumda bırakacak tepkiler verir.Bu sebeple hemen karşılık vermeyin.

İyi Bir Dinleyici Olmak İçin Temel İlkeler
8.Soru Sorun;
Soru sormak konuşan kişiye ilgi duyduğunuzu gösterir ve onu konuşmayı sürdürmek konusunda cesaretlendirir.

İyi Bir Dinleyici Olmak İçin Temel İlkeler
9. Yargılayıcı Olmayın;
Eleştirici ve tartışmacı bir tutum, konuşanı savunucu olmaya yöneltir ve öfkelendirir.

İyi Bir Dinleyici Olmak İçin Temel İlkeler
Unutmamak gerekir ki,
İki kulağımız, bir ağzımız vardır.
Bu da dinlemenin konuşmadan daha önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

kitle iletişim araçları

Kitle İletişim Araçları

İletişim tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanın varolması ile ortaya çıkan iletişim olgusunun temelinde, paylaşma ihtiyacının giderilmesi gerçeği yatmaktadır. İlk çağ insanının bir av öyküsünü başkalarına anlatmak için mağara duvarlarına çizdiği resimler, başarılı geçen bir avdan sonra ateşin çevresinde yapılan danslar, komşu kabilelerle haberleşmek için belki de yeni reisin seçiminden duyulan mutluluğu paylaşmak amacıyla göğe gönderilen renkli dumanlar, gemicilere yol gösteren fenerler, ressamın tuvaline yansıttığı renkler ve çizgiler, bestecinin notalarla kurduğu ortaklığın neticesinde doğan besteler, sinemacının fikrini belgeleyen filmleri, balerinin duygularını yansıttığı hareketleri, pandomimcinin biraz da esrar perdesiyle gölgelendirdiği jest ve mimikleri; hepsi, paylaşma ihtiyacının giderilmesi için başvurulan iletişim yollarıdır.

Yaşamak da başlı başına iletişim faaliyetlerini kapsayan bir olgudur. Doğduğumuz andan itibaren çevremizle sürekli iletişim, etkileşim içine gireriz. Bilinçsizce çevremizi etkilemeye, değiştirmeye; yine bilinçsizce etkilenmeye, değişerek çevremize uyarlanmaya başlarız. Bu çift yönlü etkileşim, hayat boyu sürer gider. Yaşadığımız sürece zekamızı, kültür ve birikimimizi, kişiliğimizi iletişim alışkanlıklarımız ve iletişim çabalarımızla ortaya koyarız. Duygu ve düşüncelerimizi başkalarıyla yine iletişim yoluyla paylaşırız. Anlamak, anlatmak, öğrenmek, başkalarına ulaşabilmek için de iletişime başvururuz. Denilebilir ki iletişim, beşikten mezara kadar hep bizimledir ve bizim için hava kadar hayatî bir ihtiyaçtır. İletişimi, temel prensibi paylaşım, etkileşim ve ortaklık kurmak olan, çeşitli semboller ve araçlarla dünyayı daha yaşanılır kılan, ileti alışverişine dayalı sosyal bir süreçtir, diye tanımlayabiliriz.

İnsanoğlu, varolduğu günden bugüne dek iletişim kurmak için çeşitli araçlara başvurmuştur. Kendi gelişimine paralel olarak kullandığı araçlar da gelişmiş; sürekli gelişen iletişim araçları birbirini tamamlamış; ancak birisi, diğerinin yerini alamamıştır. İletişimin en yalın, en ilkel araçlarından biri kabul edilen işaretlere, kelimelere dayalı olan yazı ve konuşma dilinin yanı sıra, beden dili ile sözsüz anlatımlar (jestler, mimikler, dokunma, cevap vermeme, sessiz kalma gibi davranış ve tutumlar; dans, resim, v.b.) da yüzyıllar boyunca kullanıla gelmiştir.

Teknolojik gelişimin tabiî sonucu olarak gelişen ve elektronikleşen iletişim araçları, iletişime sürat ve kolaylık sağlamakla kalmamış; aynı zamanda iletişimi, kitle iletişimine çevirmiştir.

Günümüzde posta, telgraf, telefon, faks gibi haberleşme araçları; gazete, radyo, televizyon gibi kitle iletişim araçları; uydular, bilgisayarlar (İnternet ve e-mail) birer iletişim aracı olarak iletişimin ayrılmaz parçaları durumuna gelmiştir. Bu elektronik iletişim araçları, günümüzde, kurduğu haberleşme ağıyla kültürü de yaygınlaştırmış; dünyamızı Mc.LUHAN’ın deyimiyle "küresel bir köy"e dönüştürmüştür.

Kitle iletişim araçları, genel bir tanımla "kitlesel bir boyutta ileti dağıtabilen araçlar" olarak tanımlanabilir.

Tarihî açıdan bakıldığında kitle iletişim araçları, tiyatro; gazete, kitap, dergi, broşür gibi yazılı basın; sinema, film, radyo, televizyon, plak, kaset, CD, bilgisayar gibi iletişim teknolojisindeki gelişmelerin ürünü olan araçlar, günümüze gelinceye değin hızlı bir gelişim göstermişlerdir.

Günümüzde toplumsal varoluşu gerçekleştirerek ortaklık yaratmak, bu varoluşu ve ortaklığı sürdürebilmek için kitle iletişimine; dolayısıyla kitle iletişim araçlarına ihtiyaç vardır. Çünkü kitle iletişim araçları, uzmanların ortak bir noktada birleştikleri üzere, sahip olduğu özellikleriyle alıcı kitlesi üzerinde yarattığı etki ve etkileşim süreci sonunda toplumsallaştırmayı gerçekleştirmeye muktedir araçlardır.

Kitle iletişim araçlarının özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

Kitle iletişim araçları, sosyal statüsüne göre herhangi bir farklı yaklaşım oluşturmadan çok sayıda insana aynı iletiyi, aynı anda ulaştırabilmektedir.
Kitle iletişim araçları, yayınları ile belirli bir süreklilik ve düzenlilik (yayın periyodu) gösterir.
Kitle iletişim araçları, sürekli ve düzenli yayınları ile toplumda kendilerine karşı bir talebin oluşmasına neden olurlar; bu talep, zamanla alışkanlığa, hatta ihtiyaca dönüşür.
Kitle iletişim araçları ile aktarılan iletiler, belge niteliği ve değeri taşıdığı için inandırıcılık ve alıcıyı ikna etme özelliğini de kazanmaktadır.
Özellikle radyo ve televizyon, iletiyi olay anında aktarabilme özelliğine sahiptir.
Kitle iletişim araçları ile gerçekleşen iletişim sürecinde, geri besleme imkânı yoktur; bu nedenle, alıcının tepkisi anında ölçülememektedir.

atatürk ve iletişim

ATATÜRK VE İLETİŞİM

Atatürk;“ Türk milletinin sağlam bir fikre sahip olması gerekir. Bütün çabaların, Türk kamuoyunun gerçeği anlamasına ve duymasına yönelik olduğu millete anlatılmalıdır. Ancak o şekilde millet, günlük fikirlere, sahte ve yanıltıcı sözlere asla önem vermeyecek bir olgunluğa erişebilir” diyerek basının ne kadar önemli bir kitle iletişim aracı olduğu gerçeğini vurguluyordu.(1)


Atatürk'ün milli mücadele yıllarından başlayarak basın-yayınla ilgili yaptığı çalışmalar:

- 4 Eylül 1919 - İrade-i Milliye Gazetesi'nin çıkarılması
- 10 Ocak 1920 - Hakimiyet-i Milliye Gazetesi'nin çıkarılması
- 6 Nisan 1920 - Anadolu Ajansı'nın kurulması
- 7 Ekim 1920 - Ceride-i Resmiye Gazetesi'nin çıkarılması
- 1925 - Telsiz Telgraf hahından Kanun'un çıkarılması
- 1927 - Telsiz Telgraf vericilerinin hizmete girmesi
- 6 Maysıs 1927 - İstanbul Radyosu'nun yayına başlaması
- 18 Kasım 1927 - Ankara Radyosu'nun yayınına başlaması



İrade-i Milliye Gazetesi

İrade-i Milliye, Mustafa Kemal Paşa tarafından Temsil Kurulu adına yayın yapmak için kurdurulan ilk Millî Mücadele gazetesidir.

Sivas Kongresi toplanmadan önceki günlerde gelen delegeler, millî ülkü ve hareketlerin geniş ve sürekli bir biçimde yayımlanması için bir gazetenin çıkarılması gereği üzerinde durmuşlardı. İsmail Fazıl Paşanın önerisi ile çıkarılacak gazetenin adı İrade-i Milliye oldu.

11 Eylül Perşembe günkü oturumda basın konusu ele alındı ve haftada iki gün olmak üzere “İrade-i Milliye” adıyla bir gazetenin çıkarılmasına karar verildi. Gazete yönetiminin politik kuruluşla ilgisi bulunmayan birine verilmesi istendi. Bu kişiyi bulma görevi ise Rasim (Başara) Beye verildi. O da Sivas Lisesi'nin çalışkan öğrencilerinden biri olarak tanıdığı, yirmi iki yaşındaki Demircizade Selahattin'i (Ulusalerk) bu işe uygun gördü. Selahattin, görevi sevinçle kabul etti. Dilekçe ile Valiliğe başvurarak gazetenin çıkarma yetkisini aldı ve Sorumlu Müdürü oldu.

Gazete İl Basımevinde basıldı. İlk sayısı 14 Eylül günü çıkan gazetenin çıkış sebebi, yine bu sayıda “ Millî hareketin halka ve dünyaya duyurulması ” olarak belirtiliyordu.

İrade-i Milliye Gazetesinin özellikle ilk beş sayısındaki yazılar, bizzat Mustafa Kemal Paşa tarafından kaleme alınmıştır. Temsil Kurulu'nun Sivas'ta bulunduğu süre içinde 19 sayı yayımlandı.

İlk sayısının sürümü tahmin edilemedi. Bin adet basıldı. Aşırı talep üzerine baskı sayısı artırıldı. Gazete basıldığı günlerde geçmiş baskıları yirmi kuruş yerine, iki yüz kuruşa dahi arayanlar vardı. Özellikle İstanbul'dan büyük bir istek vardı.


KURULUŞUNDAN BUGÜNE ANADOLU AJANSI
 Anadolu Ajansı'nın kurucuları



Anadolu Ajansı’nın tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi ile adeta özdeştir. Öyle ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmadan 17 gün önce 6 Nisan 1920’de kurulan Anadolu Ajansı, devleti kuran bu kurumun çıkardığı ilk yasaları duyurdu; Milli Mücadelenin ve Kurtuluş Savaşı’nın her aşamasına, Cumhuriyet devrimlerine tanıklık etti.
Anadolu Ajansı, Atatürk adı ile de adeta özdeştir. Anadolu Ajansı muhabirleri, kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün her çalışmasında yanında oldular; yurt gezilerini izlediler, halka seslenişini, gösterdiği hedefleri, en iyi biçimde duyurdular; haberleriyle Atatürk’ün gerçekleştirdiği devrimlerinin kök salması için, çaba gösterdiler. AA muhabirlerinin yazdıkları haberler, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti konularında hazırlanan kronolojilerde yer aldı; Atatürk’ün söylev ve demeçleri ile ilgili eserlerde, Atatürk’ün yurt gezilerini anlatan kitaplarda, tarih ve anı kitaplarında Anadolu Ajansının haberlerinden sıkça yararlanıldı. AA muhabirleri, Atatürk’ün, Türkiye Cumhuriyeti ve halkı için gerçekleştirdiği her güzel şeyde yaşadığı sevince, mutluluğuna tanıklık ettiler; hastalığında, O’nun sağlığına ilişkin haberleri duyururken hüzünlendiler. Atatürk’ün ölümünde ise vatandaşlara da dağıtılan ve onların gözyaşları içinde okudukları hükümetin “Resmi Tebliğ”inin yer aldığı bülteni yazmanın acısını içlerinde hissettiler.
Anadolu Ajansı’nın tarihi, Türk Basın Tarihi, Türk Edebiyatı Tarihi için de önem taşımaktadır. Türk basınının gelişmesine öncülük eden Yunus Nadi Abalıoğlu, Ruşen Eşref Ünaydın, Falih Rıfkı Atay gibi kalemler, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi Türk Edebiyatının önemli yazarları ve araştırmacıları ve daha niceleri, Anadolu Ajansının kuruluşundan itibaren kurumda görev aldılar, onun gelişmesi için uğraş verdiler.
Anadolu Ajansı, Türk dış politikasının, Türkiye’nin sosyal, ekonomik ve günlük yaşamının da tanığıdır. O yüzden AA’nın haberleri ve fotoğrafları, bütün araştırmacılar için birinci elden kaynak niteliğini taşımaktadır.

AA’DAN ÖNCE
Anadolu Ajansı, Milli Mücadelenin başlarında, girişilen milli davanın sesinin her yana duyurulmasına yönelik doğru ve yansız haberciliğe duyulan büyük ihtiyaçtan ortaya çıktı.
Anadolu Ajansı kurulmadan önce; Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış, 30 Ekim 1918’de ağır koşullar içeren Mondros Mütarekesi’ni imzalamış Osmanlı İmparatorluğu merkezinde, Türkiye-Havas Reuter ajansı çalışmalarını sürdürmekteydi. Mondros Mütarekesi’nin ardından İstanbul’u fiilen işgal eden Müttefikler ile Damat Ferit Paşa Hükümeti arasında varılan uzlaşma gereğince yabancılara haber imtiyazı verilerek kurulan Türkiye-Havas Reuter ajansının yayınladığı haberler, Türkiye’nin çıkarlarına değildi. Mustafa Kemal Paşa da bu ajansın uydurma, karışıklık çıkarmaya ve zihinleri bulandırmaya yönelik haberlerinden rahatsızlık duymaktaydı.
İzmir’in 15 Mayıs 1919’da Yunanlılar tarafından işgalinden dört gün sonra 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkarak Milli Mücadelenin meşalesini tutuşturan Mustafa Kemal Paşa,
Anadolu’da giriştiği kurtuluş hareketinin sesini duyurmak amacıyla çeşitli girişimlerde bulundu. AA’nın kuruluşundan önce, 4-11 Eylül 1919 tarihlerinde toplanan Sivas Kongresi’nde alınan kararların duyurulması amacıyla adını kendi koyduğu İradei Milliye gazetesinin 14 Eylül 1919’da yayınlanmasını sağlayan Mustafa Kemal, 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelişinden hemen sonra, ilk işlerden biri olarak gazete konusuna el attı ve 10 Ocak 1920’de yayın hayatına başlamasına öncülük ettiği Hakimiyeti Milliye gazetesinin de adını koydu.

AA KURULUYOR
İstanbul'un 16 Mart 1920'de resmen işgali ve Meclisi Mebusanın kapanması üzerine Mustafa Kemal Paşa, Ankara’da toplanacak Meclis için seçim yapılmasını bir yazı ile 19 Martta illere, komutanlıklara bildirdi. Artık İstanbul’da kalınamayacağını gören bazı aydınlar da bir süredir Milli Mücadeleye katılmanın yollarını aramaktaydı. Bu gelişme, Anadolu Ajansı’nın kuruluşunu da sağlayacaktı.
Ankara’ya doğru yola çıkan iki ayrı kafilede yer alan Yeni Gün gazetesinin sahibi Yunus Nadi (Abalıoğlu) ile gazeteci yazar Halide Edip (Adıvar), 31 Mart'ta Geyve'de buluştular. Trenle yollarına devam eden “millici” iki aydın, Geyve-Akhisar (şimdiki adıyla Pamukova) istasyonundaki mola sırasında Ankara’ya gider gitmez ilk iş olarak “bir ajans teşkilatı” kurulmasının gerekliliğini görüştüler. Yunus Nadi ve Halide Edip, ajansın adını konuşurlarken; “Türk,” “Ankara,” “Anadolu” seçenekleri arasından “Anadolu Ajansı”nda karar kıldılar.

Türk kamuoyunu yanlış yollara sürükleyerek, milli birliği tehlikeye düşürmek amacıyla içten ve dıştan yapılmakta olan tahrik ve tezvirlere karşı milleti uyanık tutmak.
Milli kurtuluşu sağlayacak karar ve hareketleri, halka vaktinde bildirmek